Halbuki aynı gün birkaç başka bölümün de mezuniyet töreni vardı ve alternatif mezuniyete katılan insanlarla birlikte bu bölümlerden arkadaşlarımız da aileleriyle birlikte kampüsteydi. “İşleyiş” hiç de bozulmuş görünmüyordu, kimsenin huzuru da kaçmamıştı. Aksine, biz pankartlarımızla ve sloganlarımızla yürürken kampüsteki insanlar bize alkışlarıyla ve sloganlarımıza eşlik ederek destek verdi. Huzuru kaçanların ve sözde “işleyiş’i bozulanın kimler olduğu kartlarımızın iptali kararından anlaşılıyor.
Yazan: Ulaş Karaaslan
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Alternatif Mezuniyet’e katılanların kampüse girişleri engellendi, beş öğrencinin yüksek lisansa alım kararları reddedildi.
Boğaziçi Üniversitesi’nde toplu mezuniyet törenleri kayyım Melih Bulu’nun cumhurbaşkanı kararıyla üniversite rektörlüğüne atandığı dönemden beri resmi olarak düzenlenemiyor. Görev süresi bu yıl sona eren Naci İnci de bu uygulamayı halefinden devraldı ve sürdürüyor. Buna karşılık birkaç yıldır biz öğrenciler, bazı akademisyenlerin de desteği ve katılımıyla “Alternatif Mezuniyet” adını verdiğimiz törenler düzenleyerek kayyımlığın yasağını boşa düşürmeye ve hak ettiğimiz mezuniyet törenini bir şenlik ve direniş havasında kurmaya çalışıyoruz.
Üniversite yönetimi ise Alternatif Mezuniyet’e katılanların mezun kartlarını iptal ederek okula girişleri engelliyor, bölümlerin kabul ettiği yüksek lisansa alım kararlarını reddediyor.
Beş yıl giriş engeli
Kamuoyunun imgeleminde ODTÜ’deki törenlerle özdeşleşmiş olan toplu mezuniyet yürüyüşleri; çeşitli bölümlerden öğrencilerin hazırladığı yaratıcı, çoğunlukla epey esprili ve politik içerikli pankartlarla geçişlere ve okul yönetimiyle siyasal iktidarı protesto amaçlı sloganlara ve eylemlere sahne oluyor. Bu ayın ortasında İTÜ’de düzenlenen toplu mezuniyet töreninde de öğrenciler kayyım rektöre sırtlarını dönerek ve konuşmasını alkışlarla keserek toplu mezuniyet törenlerinin neden Boğaziçi kayyımlığı tarafından korkulan ve yasaklanmaya çalışılan bir olgu olduğunu göstermiş oldu. Bunun yanında, Boğaziçi’nin kayyım yönetimi toplu törenleri resmi olarak yasaklamakla ve her bölümün mezuniyet törenini ayrı saatlerde ve yerlerde izole bir biçimde düzenlemekle kalmıyor, düzenlediğimiz alternatif törene katılan biz yeni mezunların da mezun kartlarını iptal ederek okula girişlerini engelliyor.
Bu sene de, Temmuz ayının başında düzenlediğimiz alternatif törene katılan benim de aralarında bulunduğum pek çok mezunun kartları beş yıl süreyle pasif hale getirildi. Kararı mail yoluyla bildiren üniversite yönetimine göre Güney Kampüs’te düzenlediğimiz yürüyüşle “üniversitenin işleyişini” bozmuşuz ve bu yüzden kartlarımız pasif hale getirilmiş.
Halbuki aynı gün birkaç başka bölümün de mezuniyet töreni vardı ve alternatif mezuniyete katılan insanlarla birlikte bu bölümlerden arkadaşlarımız da aileleriyle birlikte kampüsteydi. “İşleyiş” hiç de bozulmuş görünmüyordu, kimsenin huzuru da kaçmamıştı. Aksine, biz pankartlarımızla ve sloganlarımızla yürürken kampüsteki insanlar bize alkışlarıyla ve sloganlarımıza eşlik ederek destek verdi. Huzuru kaçanların ve sözde “işleyiş’i bozulanın kimler olduğu kartlarımızın iptali kararından anlaşılıyor.
Yüksek lisans alım kararlarına ret
Kayyımlık üniversitenin işleyişini ve bileşenlerin huzurunu ne kadar önemsediğini bugüne kadar üniversiteye yaptığı pek çok kötülükle zaten göstermişti. Son süreçte benim de aralarında olduğum beş öğrencinin yüksek lisansa alım kararlarının ilgili bölümlerce kabul edilmesine rağmen kayyımlığın atadığı enstitü yönetimlerince hukuksuzca reddedilmesi de kayyımlığın fikirleri ve eylemleri hoşuna gitmeyen kişilerin anayasadan kaynaklanan eğitim hakkını engellemeye kadar varan bir ajandayla hareket ettiğini gösteriyor.
Mezun kartlarımızın iptaliyle birlikte bu karar da kayyımlığın bugüne kadar öğrencilerin sosyalleşme/siyasallaşma alanlarını kısmaya dönük baskı ve yasaklamalarının bir uzantısı. Kayyımlığı süresince hoşuna gitmeyen kulüp etkinliklerini yasaklayan, kulüp odalarını kampüsün izole bir bölgesine taşıyan, kampüs içinde öğrencilerin ucuza sosyalleşebileceği alanları yandaş sermayeye peşkeş çekmeye çalışan Naci İnci, baskıyı daha da yoğunlaştırarak özellikle 19 Mart süreci sonrasında dinamizmiyle toplumsal muhalefete ümit veren ve siyasette özneleşen gençliğin alanlarını daha da kısıtlamayı ve mücadeleci öğrencilerden birkaçını seçerek eylemliliği zayıflatmayı veya arkadaşlarımıza gözdağı vermeyi hedefliyor. Ne var ki kayyımlık, dönemin açılmasıyla birlikte başta Boğaziçi öğrencileri olmak üzere gençliğin mücadele azminden hiçbir şeyin eksilmediğine ve cesaretinin korkusundan daha kuvvetli olduğuna da tanık olacak.
Dayanışma
Mezun kartlarımızın iptali kararının yazının ilk bölümünde anlatmaya çalıştığım siyasal taraflarının yanında bundan bağımsız olmayan ancak ayrıca bahsedilmesi gerektiğini düşündüğüm bir veçhesi daha var. Mezun kartları iptal edilen bizler senelerce büyük emekler sarf ederek, temel ihtiyaçlarımızı karşılayacak düzeyde para kazanabilmek için okurken çalışmak zorunda kalarak ve bir yandan da koşullarımızı iyileştirmek için mücadele ederek mezun olmayı başardığımız okulumuza artık giremiyor olmanın gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Herhangi bir üniversite kampüsünün sağlaması gereken sosyalleşme alanlarından dışlanmamızın yanı sıra Türkiye’deki gençlerin önemli bir bölümünün maruz bırakıldığı geleceksizlik hissi de bu kararla birlikte daha da güçlenmiş oluyor. Mezun kartlarının iptal edilmiş olması sembolik olarak üniversite mezuniyetimizin de geçerliliğinin olmadığını ima ediyor ve buna bağlı olarak yaşamımız boyunca emeklerimizin karşılığını herhangi bir düzeyde alamayacağımız hissine de bizi sürüklüyor. Öte yandan, buna karşı koymak adına dayanışmanın ve birlikte mücadele etmenin dışında bir seçeneğin de olmadığını bize hatırlatıyor çünkü her geçen gün baskıyı yoğunlaştıran ve nefes alabileceğimiz alanları daha da daraltmaya çalışan kayyımlığın/siyasal iktidarın saldırılarının geri püskürtülmediği takdirde ne kadar ileriye gidebileceğini de gösteriyor.
Sonuç olarak, siyasal bir ajandaya dayanarak toplu mezuniyet törenlerini engelleyen, buna alternatif olarak geliştirdiğimiz törenlere katılan bizleri kriminalize ederek mezun olduğumuz okula girişimizi yasaklayan, eğitim hakkımızı gasp etmeye varacak düzeyde pervasızlaşan ve bizi geleceksizlik hissine hapsetmeye çalışan kayyımlığın karşısında hiç olmazsa mental ve fiziksel sağlımızı korumak adına dayanışmayı ve mücadeleyi sürdürmektan başka bir çıkış yolumuz yok.
















Görüşünü Paylaş
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.