Kaldığı yurttan gözaltına alınan, suçlamaları üç gün sonra öğrenen üniversite öğrencisi, “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla üç aya yakındır ev hapsinde. Arda Karademir yaşadıklarını anlattı.
“Bir sosyal medya paylaşımı yüzünden kaçma şüphem mi var? Öğrenciyim ben neyden neden kaçayım? Bir ayak bileğimde kelepçe var ve aylardır bir gelişme bekliyoruz ama 83 gün önce durum neyse hala o.”
Galatasaray Üniversitesi ikinci sınıf öğrencisi Arda, son dönemde gözaltına alınan öğrencilerden. Arda ile eylemlere katılımını, 30 Nisan’da kaldığı yurttan gözaltına alınmasını, sosyal medya paylaşımları nedeniyle suçlanmasını ve ev hapsi kararı ile yaşadığı süreci konuştuk.
“Bir insanlık görevi olarak haksızlığa ve hukuksuzluğa ses çıkarmak gerektiği bilinci ile büyüdüm” diyen Arda “Bundan dolayı herhangi bir oluşumla beraber hareket etmemekle birlikte içinde bulunduğum toplumun haklarını gözetmek adına her zaman aktiftim” dedi. 19 Mart’ta başlayan eylem sürecine dair ise “19 Mart’ta yıkılan barikat gençlik için yıllar sonra yeniden doğan bir güneş oldu ama bu benzetmeden yola çıkarsak kendimi gün doğunca uyanan değil uyumayıp güneşi doğuran bir çizgide görüyorum denebilir” diye konuştu.
“Ne için alındığımı 3 gün boyunca ne polis ne avukatım ne ben öğrenebildik”
Eylemlere katıldığında karşılaşacağın engellerin, polis/yargı baskısının farkında mıydın? Göze almış mıydın?
Ülkemizde geçmişten beri eylemsellik ve muhaliflik medya, polis, yargı baskısı altında olmuştur. Biz yeni kuşak olsak da bizden öncekilerin yaşadıkları bizim için de karşı karşıya olduğumuz durum konusunda aydınlatıcı oluyordu. “Özgürlük” yazan balon uçurdukları için soruşturma açılan insanların, sendikalı oldukları için KHK’ler ile işinden edilmiş memurların yanında büyüdüğüm için bunların fazlasıyla farkındaydım. Bunları göze almadan bir yola çıkmak gerçekçi olmaz.
Eylemde mi gözaltına alındın ev baskınıyla mı? Eylemde alındıysan hangi eylemdi? Hangi gerekçeyle alındın?
30 Nisan sabahı yurdumdan şafak operasyonu ile alındım. Ne için alındığımı 3 gün boyunca ne polis ne avukatım ne ben öğrenebildik. Bizi alan polisler “Muhtemelen sosyal medyadan bir şey paylaşmışsınızdır ya da eylemde yüzünüz gözükmüştür” diyordu, bunların hangisi suç diye sorarsanız hiçbiri değil tabi. Üçüncü günün sonunda cumhurbaşkanına hakaret suçlaması ile karşılaştık, X platformunda yaptığım hakaret içermeyen paylaşımlar gösterildi. O an içim rahatladı çünkü baktım ve hakaret etmediğimi gördüm, daha iyi ne olabilirdi ki?
Gözaltına alınma sürecinden bahseder misin, polis şiddeti ve kötü muamele açısından değerlendirdiğinde ne gibi hak ihlalleriyle karşılaştın?
Bizi emniyete götüren ve nezarethanede muhatap olduğumuz polisler üzerinden konuşmak gerekirse çoğu iyi niyetli insanlardı, “Sizin suçunuz tweet atmak, bizim sizinle nasıl bir derdimiz olabilir” fikrindelerdi. Bir kısmı ise saatlerce tuvalete gitmemize izin vermedi, bağırarak ve aşağılayarak konuştu. Bu süreçte duyduğumuz o kötü ve şiddet dolu gözaltı muamelelerinden birini yaşamadığımız için şanslıyız belki de. Fakat konu hak ihlaline gelirse orada anlatacak şeyler var. Nezarethanenin girişinde haklarımız yazılmış poster gibi bir şey var. Orada yazılan haklarımızın yarısı daha ilk günden ihlal edilmişti. Suçumuz ne bilmiyorduk, avukatımızı arayamadık, ailemize haber verilmedi, tuvalete götürmeyenler ve gitmek istediğimizde hakaret edenler oldu. Daha aklıma gelse seve seve sayardım.
“Neden ev hapsinde olduğumu bilmiyorum”
Ne kadar süre gözaltında kaldın? Bu süreçten bahseder misin?
Gözaltında dört gün kaldım ardından “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklu yargılama talebiyle hakimliğe sevkedilip ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbirine karar kılındı. Bugün ev hapsindeki 83. Günüm (25 Temmuz). Neden ev hapsinde olduğumu bilmiyorum. Delil karartma şüphem mi var? Zaten X hesabımdaki bütün gönderilerimin resmini çektiler. Bir sosyal medya paylaşımı yüzünden kaçma şüphem mi var? Öğrenciyim ben neyden neden kaçayım? Bir ayak bileğimde kelepçe var ve aylardır bir gelişme bekliyoruz ama 83 gün önce durum neyse hala o. İddianame sunulmadı, ortada bir duruşma tarihi yok, tabiki itirazlarımız da reddediliyor.
Bu süreç hayatını nasıl etkiledi, özellikle eğitim hayatına, çalışma hayatına bir etkisi oldu mu?
İçimde uyandırdığı önemli hisler var tabi. Dayanışmanın ne kadar güçlü ve önemli olduğunu biliyordum, üstüne yaşadım. Beni en güçlü tutan şey dostlarımın, ailemin hatta tanımadığım insanların bile sürekli desteğini ve dayanışmasını göstermesi oldu. Uzun süre sınavlarıma giremedim ve girebilecek miyim acaba gerginliği beni haliyle çok rahatsız etti. Neyse ki bir şekilde girebildim ve sene uzatmam gerekmeyecek, burslarım kesilmeyecek. Kayıpları sadece var olan şeyi kaybetmek olarak düşünmeyelim. Yapabileceğim, yapmayı planladığım şeyleri bu süreç yüzünden yapamamak da kayıptır. Bir öğrenci olarak yıllardır yaz mevsiminde çalışır ve kendime okul yılı için harçlık çıkartırdım. Bu sene bunu yapamıyorum haliyle.
Bundan sonra da mücadelede olmaya devam edecek misin? Mücadelenin geleceğini nasıl değerlendirirsin?
Hayat mücadelenin kendisidir. Yaşadığımız her an bir mücadelenin içindeyiz, bundan kaçış yok. Asıl olay bütün bu mücadeleler arasından hangisini önceliklendirdiğimiz olabilir. Selçuk Kozağaçlı’nın belirttiği gibi kutsal olanın; yani onurlu bir yaşamın, insanca bir yaşamın, özgür bir yaşamın, eşit bir yaşamın mücadelesini vermek bir insan olarak boynumuzun borcudur diye düşünüyorum. Bir hayalet dolaşıyor demişti zamanında Marx, mücadelenin geleceği insanlara hayaletlerden korkmaması gerektiğini anlatabilmemize bağlı. İnsan düşünebilen, mantık ilişkileri kurabilen bir canlı ama kara propaganda insanlara bu hayaleti bir öcü gibi anlattı. Bu önyargı yıkıldığı zaman eminim ki onurlu bir yaşam mücadelesi tüm insanlığın mücadelesi olacaktır.
Korku en doğal duygudur evet fakat cesaret korkudan daha güçlü, daha bulaşıcı bir duygu. İnsanlara korku değil cesaret aşılayalım, karamsarlık yerine umut aşılayalım. Her şey birlikte mümkün.
















Görüşünü Paylaş
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.