Feminist Boğaziçi Susmayacak

Feminist Boğaziçi Susmayacak

Kulağa şaka gibi gelebilir, fakat Boğaziçi Üniversitesi kayyım rektörlüğü faillere fail dedikleri için 14 öğrenciye disiplin soruşturması açtı.

12 Mayıs Salı günü Boğaziçi Üniversitesi’nde 14 öğrenciye “Yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak” hükmü kapsamında disiplin soruşturması açıldı. Dosyada, isimleri taciz ve cinsel şiddetle anılan iki fail öğrenciyi sosyal medya üzerinden “Fail” yazarak paylaşmak, bu konu hakkında broşür dağıtmak ve kuşlama yapmak gibi ifadeler yer alıyor. Yani anlayacağınız, Boğaziçi Üniversitesi kayyım rektörlüğü, hakkında cinsel şiddet beyanı bulunan failler hakkında süreç yürütmek, failleri yargılamak yerine buna sesini çıkaran, şiddetin mağdurlarıyla dayanışma gösteren feministlere disiplin soruşturması açıyor. Soruşturma açılan 14 öğrenciden biri, soruşturma dosyasında bahsi geçen ifşanın yapıldığı tarihte lise öğrencisiydi. Birçok arkadaşımız ne kuşlama ne de broşür dağıtımı yapmış olmasına rağmen bunların hepsi dosyalarına eklenmiş. Yani Boğaziçi Üniversitesi’nde adınıza disiplin soruşturması açılması için yapmanız gereken tek şey, muhalif yüzünüzü kayyıma göstermek. Kadınların bir araya gelip kolektif bir dayanışma alanı inşa etmesi, kayyım yönetimi cinsel şiddet faillerinden daha çok rahatsız ediyor olacak ki, tanıdığı bütün feministlere, çoğunun bir alakası olmayan sebeplerle soruşturma açmayı tercih etmiş.

Mesele yalnızca bir grup öğrenciye soruşturma açılması değil. Bu soruşturma, sistematik olarak fail erkeklerin korunduğunun en somut kanıtıdır. Zira soruşturma dosyasında adı geçen faillerden hiçbiri hakkında ne bir disiplin soruşturması açıldı ne de failler kampüsten uzaklaştırıldı. Buna karşın kadınlar her gün failleriyle yüz yüze gelmek zorunda bırakıldı. Erkek şiddeti, diğer baskı mekanizmalarından azade değil. Aksine, onlarla iş birliği içerisinde. Bu soruşturmanın kayyım rektörlük tarafından kadın ve LGBTİ+ öğrencilere yöneltilen ilk tehdit olmadığını biliyoruz. Kayyım Naci İnci, kampüsün dört bir yanına güvenlik kameraları takarken motivasyonunu “kulüpler aracılığıyla alkol alan, dirençleri daha düşük olduğu için kendilerini kaybedip istismara uğrayan kız öğrencilerin” varlığına bağlarken, bizler bu kameraların aslında ne için takıldığını çok iyi biliyorduk. Kadınlar ne “dirençleri düşük olduğu” ne de “alkol aldıkları” için istismara uğruyor. Bu fail aklayıcı, mağdur suçlayıcı dili çok yakından tanıyoruz. Cinsel şiddetin, tacizin bahanesi olmaz. Her ne kadar faillerin “itibarını” ve “haysiyetini” korumaya çalışsanız da nafile. Bizlere soruşturma açmak için kampüsün her tarafını donattığın kameralar da ÖGB’ler de her gün kampüsümüzün önünde dikilen polisler de feminist mücadelemizi yıldıramaz.

Cinsel şiddete uğrayan kadın ve LGBTİ+’lar, cinsel şiddeti önleme ve cinsel şiddet mağdurlarının süreçlerini yürütme faaliyeti göstermesi gereken CİTÖK yerine üniversite içerisinde feminist politika yürüten Feminist Boğaziçi ile konuşmak istiyorsa, burada bir yanlışlık vardır. CİTÖK, kayyım politikaları sonucu eski koordinatör Cemre Baytok’un görevinden uzaklaştırılmasıyla beraber öylesine bir gerileme ve atıllık yaşadı ki kadınlar için burası güvenli bir alan olmaktan çıktı. Beyanlarının ne kadar dinleneceğinden tutun faillere karşı güdülen cezasızlık politikalarına kadar birçok faktör kadınları yıllardır alternatif alanlar aramaya itiyor. Durum böyle olunca da akla ilk gelen yerlerden biri Feminist Boğaziçi oluyor.

Fakat ideal bir senaryoda öğrencilerin gönül rahatlığıyla başvuracağı yer, üniversitenin bir birimi olan CİTÖK olmalı. Bütün bunlara rağmen bizler kampüsümüzde aktif ve güvenilir bir faaliyet yürüten bir CİTÖK göremiyorsak burada bir durup düşünmek gerek. İşlevli bir CİTÖK’e önayak olmak yerine kadın ve LGBTİ+ öğrencilerin alternatif ağlarına saldırmak, adeta bu dayanışma çemberine gözdağı vermek istercesine soruşturma açmak, kayyımlığın yıldırma politikalarından yalnızca biri. Feminist pratikler arasında çok önemli bir yere sahip olan ifşa, cezasızlık politikalarına karşı hem bir öz savunma aracı hem de kadınların diğer kadınları bilgilendirip seslerini duyurabildikleri bir kanal. Dolayısıyla feministlere açılan bu soruşturma, kelimenin tam anlamıyla kadınların seslerini bastırmaya çalışmaktır. Halbuki bu çabaların hepsi nafile. Feminist pratiklerimizden de kazanımlarımızdan da vazgeçmiyoruz.

Bizler biliyoruz ki Boğaziçi Üniversitesi’nde yürütülen feminist mücadele, ne birkaç failin şikayetiyle ne de soruşturmalarla sönümlenecek. Erkek şiddeti gücünü devletten alarak şiddet sarmalını güçlendiriyorsa, bizler de kendi alternatif ağlarımız çevresinde mücadele etmeye devam edeceğiz. Erkek adalet değil, gerçek adalet şiarıyla direnişimizi sürdüreceğiz.

Çünkü kurulacak feminist bir Boğaziçi, kurulacak feminist bir dünya var. Yaşasın feminist mücadelemiz!

Unises
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Görüşünü Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos