İstanbul Üniversitesi Öğrenci Meclisi’nin Hikayesi

İstanbul Üniversitesi Öğrenci Meclisi’nin Hikayesi

İstanbul Üniversitesi’nde Öğrenci Meclisi 2. yılına ilerliyor. İki yılda neler başlarıldı, nasıl devam ediliyor?

– Metehan Kamaoğlu

İstanbul Üniversitesi’nin ranta açılması olarak tabir ettiğimiz üniversite kapısının açılması sürecinde öğrencilerin kapı önündeki forumundan çıkan karar ile kurulan İstanbul Üniversitesi Öğrenci Meclisi, kurulduğu günden bu yana okul içinde ve dışında elinden geldiğince her türlü hak arayışına destek oldu. Bu yolculuğunda birçok sınavdan geçen Meclis, kendi örgütsel yapısını oturtmak için dönem dönem bambaşka insanlarla, farklı pratiklerle değişip dönüşse de yolu düşen insanlarla samimi ve karşılıklı gelişime dayalı ilişkilenmeye özen gösteren aktif üyeleri sayesinde 2. yılına doğru ilerliyor. 

Kurulduğu günden bu yana Meclis; eşit, parasız, bilimsel ve anadilinde eğitim hakkını savunmak ve bu fikri yaymak için mücadele verdi. Üniversitede insanların kendini özgürce ifade edebileceği, sorunlarını birbiriyle paylaşıp birlikte çözeceği, öğrencilerin hiçbir zaman yalnız olmadığını göreceği bir alan yaratma amacını insanlara anlattı. Okulda gözlemlediği sorunları öğrencilerle tartışarak ve karşılıklı etkileşime önem gösterir şekilde bünyesine katılan öğrencilerden öğrenerek, öğrencilerin hep birlikte öğrenciler için yöneteceği bir İstanbul Üniversitesi kurmayı amaçladı.

Meclis ilk kurulduğu dönem genel olarak ilkelerini ve işleyini belirlemek, devamında kurulmasının hemen sonrası olması nedeniyle 1 Mayıs çalışmalarına katılmak ve 1 Mayıs 2024 Dönemi’nde tutsak düşen sıra arkadaşlarının üniversitedeki sesi olmak için çaba gösterdi, bir nöbet başlattı. Devamında çeşitli örgütlenme çalışmaları yapsa da okul yılının sonuna gelindiği için yaz tatili arası verildi.

2024-2025 okul yılı başlangıcı çalışmalarına Beyazıt Gezisi ile başladı. Gezi çok kalabalık olmasa da, yeni gelen öğrencilere Turan Emeksiz, 16 Mart Katliamı gibi özellikle bu okulda okuyan bir öğrencinin bilmesi gereken, önemli tarihsel olayları anlatması bakımından çok verimli bir gezi oldu. Devamında çeşitli okul içi veya dışı toplumsal olaylarda söz söyledi, öğrencileri bilinçlendirmek ve yine Meclis’i anlatmak için çalışmalarına devam etti. Bir yandan da Karikatür Atölyesi gibi etkinlikler düzenleyerek sosyal ve siyasal hayatın ayrılmaz bağlılığı fikrini pratikte hayata geçirdi. Yılbaşına gelindiğinde ise Meclis, üniversite öğrencilerinin emekçi mahallelere karşı olan sorumluluğunu unutmadı, Kocamustafapaşa’da mahalle çocuklarıyla bir araya geldi, oyunlar oynadı, birlikte vakit geçirdi.  

19 Mart süreci

2025’e girdikten sonra Meclis bir yenilenme dönemine girdi. Koordinasyon’un eksikliklerini gidermek için Koordinasyon yenileme yolunda çevresi ile görüşmeye başladı ve yeni bir yapı inşa etmeye, planlamalara başladı. Bu planlamalar devamında 6 Şubat Depremi’nin yıldönümünde üniversiteden bir ses çıkarmak, hesap sormak için bir süreç örgütledi. Şubat Ayı’nın devamında da yemekhaneye yapılan ara zamma karşı örülen sürecin merkezindeydi, çok geniş bir eylem örgütlenmesi için çaba gösterdi, eylemin devamındaki Rektörlük görüşmelerine katıldı, bu görüşmelerden bazı kazanımlar elde etti. Tam bu yenilenmelerin olduğu dönemde çok büyük bir olay patladı: 19 Mart.

19 Mart’ın hemen önceki günlerinde yenilenen, Rektörlük ile görüşme alan, Kapı Eylemleri sırasındaki yükselişini tekrar yakalama yoluna giren Meclis, 19 Mart’a böyle bir dönemde girmesinin faydasını çok gördü. Üniversitemizde yaşanan bu olayın özneleri olarak hemen olayın ardından bir açıklama yayınladık, ertesi gün yapılan meşhur barikat yıkılan eyleme de çağrımızı çıktık. Eylem sırasında polisin baskılarını dayanışmamızla sindirdik, öğrenciler hep bir ağızdan kayyuma ve hak gasplarına karşı ses yükseltti, önüne kurulan barikatı yıktık. Barikatın yıkılmasıyla arkada kalan öğrencilere karşı alelacele kurulan ikinci barikatı dayanışma göstererek tekrar yıktık. Bu korku barikatlarına karşı öğrencilerin hep birlikte, dayanışmayla verdiği cevap çok kısa sürede gündem oldu ve herkes üniversite öğrencilerini konuşmaya başladı.

Akşamki mitinge daha sonra bir arkadaşımızın evden gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olacak olan “Kampüsten Sokağa Kayyumları Göndereceğiz” pankartımızın şiarıyla katıldık ve devam eden günlerde bulunduğumuz her alanda karşılaştığımız herkesi en önem gösterdiğimiz politikalarımızdan olan, kurulduğumuz günden bu yana mücadele ettiğimiz Kayyum Zihniyeti’ne karşı mücadeleye davet ettik. 

19 Mart’ın devamındaki Saraçhane Günleri olarak adlandırılan günlerde de her zaman kitlelerin ve özellikle öğrencilerin bulunduğu alanlarda, gerektiğinde barikatın en önünde, gerektiğinde Adliye Kapısında arkadaşlarımızı asla yalnız bırakmamaya için özen gösterdik. Gözaltına alınan, tutuklanan her bir arkadaşımızı geri almak için mücadelemizi sürdürdük.

Bu süreçte üniversitelerdeki en önemli olaylardan biri Akademik Boykot’tu. Meclis’in düzenlediği forumda aldığımız kararı, Beyazıt Öğrenci Mitingi’nde herkese duyurduk -bunu duyurmak için söz alan arkadaşımız, bu nedenle evden gözaltına alındı- ve bütün öğrencileri boykota davet ettik. Bu çağrı karşılık buldu ve kısa sürede fakülte fakülte yayıldı. Uzun süre devam ettirmeye özen gösterdiğimiz Boykot tabii ki çok uzun ömürlü olamadı. Sınavlar, Bayram Tatili derken sürecin sönümlenmesiyle boykotlar da yavaş yavaş bitti.

Boykotların bitmesi ise bizim için asıl önemli olan sorun değildi. Bizim kurulduğumuz günden bu yana en çok özen gösterdiğimiz şey öğrencilerle karşılıklı bağ kurmak ve bu düzenden çıkış yolunu hep birlikte tartışarak bulmaktı. O nedenle üniversitede kök salarak mücadelemizi büyütmeyi amaçlayarak çalışmalarımızı eskiden de büyük hevesle devam ettirdik. Okul kapanana kadar yetişebildiğimiz kadar hak mücadelesi içinde bulunmaya özen gösterdik, soykırımlara karşı ses çıkardık, Hayvan Katliam Yasası’na karşı başlatılan açlık grevine kampüsümüzden destek verdik, daha birçok sayamayacağım kadar olaya müdahil olmaya özen gösterdik. 

Üniversitemizdeki en büyük tartışmalardan biri ise Öğrenci Temsilciliği Kurulu (ÖTK) tartışmalarıydı. Sık sık gündeme gelen bu tartışmalar, ÖTK kurmak isteyenlerin olduğu bir alanda, onlara katılmayıp Meclis olarak var olmamızdan ötürü düzenli olarak maruz kaldığımız suçlayıcı söylemlere karşı, herkesin önünde açıkça tartışma yolunu tercih ettik. Biz bu tartışmalar esnasında her fırsatta kendi yapımızı da tartışmaya açarak doğru olan öğrenci birlikteliği yapısını hep birlikte inşa etme fikrimizi anlatmaya özen gösterdik. Hiçbir zaman “Meclis olarak devam ediyoruz, mükemmel olan yapı biziz” demedik, önce kendimizi eleştirdik. Bizim yerimize ÖTK kurma gündeminin suni şekilde getirilmesinden ötürü öğrencilerde karşılık bulamaması ve şeffaf bir şekilde tartışmamızın samimiyeti gibi nedenlerden ötürü genel uzlaşı ile Meclis olarak var olmayı sürdürdük. 

Bütün bu geçmişiyle beraber Meclis artık 2. yılına giriyor ve mücadele bayrağını üniversitesinden yükseltmeye devam ediyor. Dönemden döneme değişiklik gösteren kadrolar, büyüklük gibi farklılıkları olsa da her dönem var olan, kalıcı bir yapı inşa etme sorumluluğunun farkında ve bu yapıyı inşa etme şiarıyla mücadelesine devam ediyor. 

Unises
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Görüşünü Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos