İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne ilişkin ani kapatma kararı üç gün sonra iptal edildi; karar geri çekilse de bir gecede alınan bu “aç‑kapa” süreci kurum hafızası, emek ve binlerce kişinin geleceğinde derin güvensizlikler ve belirsizlikler yarattı.
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılma kararının üç gün sonra iptal edilmesi, kampüsteki ablukayı sonlandırsa da bir gecede alınan kararların yarattığı güvensizlik duygusunu ortadan kaldırmıyor. Bu süreç yalnızca hukuki bir “hata” ya da “geri adım” değil; kurumun hafızasına, bileşenlerinin emeğine ve binlerce insanın geleceğine yönelik bir müdahale girişimi olarak tarihe geçti.
Hafızaya ve emeğe müdahale
22 Mayıs gecesi yayımlanan kapatma kararı, kampüste yalnızca derslerin değil bir yaşam alanının da kapılarına kilit vurdu. Akademisyenlerin ve yönetimin hazırlıksız yakalandığı; öğrencilerin sınav ve proje telaşında olduğu bir dönemde gelen bu karar, üniversitenin yalnızca idari bir yapı değil “hafıza mekanı” olduğunu unutan bir yaklaşımla hayata geçirildi. Üç gün süren belirsizlik boyunca mezunlar, öğrenciler ve aileler kendi okullarının kapısında polis barikatlarıyla karşılaştı.
Bir mezunun gözünden: “Üniversite sadece diploma değildir”
Bu süreci ve kararın yarattığı duygusal tahribatı, üniversitenin hem lisans hem yüksek lisans mezunu olan Elif Avcı şöyle anlatıyor:
“Türkiye artık bizi şaşırtmıyor” desek de, bazı haberler yine de insanın içine oturuyor. ‘Mutlak butlan’ açıklamasının şoku geçmemişken, mezun olduğum üniversitenin kapatıldığını öğrendim. Hem lisansımı hem yüksek lisansımı yaptığım, hayatımın önemli bir dönemini geçirdiğim bir yerden söz ediyorum. Üstelik karar, öğrencilerin finallere ve proje sunumlarına hazırlandığı; akademisyenlerin ve yönetimin bile hazırlıksız yakalandığı bir anda geldi.
Dayanışmaya gittiğimizde kendi okuluma alınmadım; kapıda öğrenciler, mezunlar, aileler ve çevik kuvvet vardı. Kararın geri çekilmiş olması elbette çok kıymetli; Bilgi’nin faaliyetlerine devam edecek olması hepimiz için büyük bir rahatlama. Ama bu rahatlama, o kararın bir gecede alınabilmiş olmasının yarattığı duyguyu ortadan kaldırmıyor. Bir üniversite sadece diploma değildir; hafızadır, emektir, ilişkilerdir. Bir gecede bir yazıyla bütün bunlara nasıl nokta konabilir?”
Gelecek için cevapsız sorular
Kamuoyu baskısı ve üniversite bileşenlerinin dayanışmasıyla gelen iptal kararı, Bilgi Üniversitesi’nin eğitim hayatına devam etmesini sağladı. Yönetim “Yolumuza devam ediyoruz” mesajıyla akademik sürecin kesintisiz süreceğini duyurdu. Ancak Elif Avcı’nın vurguladığı gibi bu geri adım temel bir soruyu baki kılıyor:
“Bugün Bilgi için geri adım atılmış olabilir; peki biz bir daha hiçbir üniversitenin, hiçbir emeğin, hiçbir hayatın böyle bir gecede askıya alınmayacağından nasıl emin olacağız?”
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin tüzel kişiliğini sona erdirme kararının üç gün sonra iptal edilmesi, büyük bir yıkımın eşiğinden dönüldüğünü gösterdi. Ancak bu süreç; 2.200 akademik personelin, yüzlerce idari çalışanın ve binlerce öğrencinin haklarının bir gecede nasıl savunmasız bırakılabileceğini de açığa çıkardı.
Bir gecede gelen güvencesizlik: sigortalar ve yemek kartları iptal
Kapatma kararının ertesi günü kampüse giden üniversite bileşenleri polis barikatının yanı sıra temel haklarının gaspıyla karşılaştı. Doktora öğrencisi Ayşegül Gügüş o sabahı şöyle anlatıyor:
“Ertesi gün okula gittiğimizde akademik personelin ve çalışanların sağlık sigortaları askıya alınmıştı; yemek kartları iptal edilmişti. Kimsenin kapatma kararından haberi yoktu. Herkes şaşkınlıktan dondu; onca emeğin askıya alındığı korkunç bir süreç yaşadık.”
Karar yalnızca öğrencileri değil, üniversiteyi yıllarca ayakta tutan emekçileri de hedef aldı. Ayşegül süreci iş güvencesi açısından şöyle özetliyor:
“15 yıldır çalışan temizlik personeli ablamız, güvenlik görevlisi abimiz… Yaklaşık 2.200 akademik personel var. Garantör üniversite Mimar Sinan olsa da, bölümlerin yüzde 75’inin orada bir karşılığı yoktu. Öğrencilere geçiş hakkı tanınsa da, akademik ve idari personele kadro güvencesi yoktu. En büyük korkumuz insanların bir gecede işsiz kalmasıydı.”
Sonuç: Rahatlama mı, kalıcı bir kırılma mı?

Kararın 25 Mayıs 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan yeni bir hükümle iptal edilmesi, üniversite yönetiminin “Yolumuza devam ediyoruz” açıklamasıyla birleşince derin bir nefes alındı. Ancak bir gecede insanların sağlık sigortalarının kesilebildiği ve 15 yıllık emeklerin yok sayılabildiği bu “kapatma bilmecesi”, Türkiye’de akademik özgürlüğün üzerindeki tehdidin ne kadar yakın olduğunu tekrar gösterdi.
















Görüşünü Paylaş
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.