Koç Üniversitesi ve Öğrenci Direnişi

Koç Üniversitesi ve Öğrenci Direnişi

Kesişimsel Mücadelenin varlığı aynı zamanda kendini sadece “kimliğinin” mücadelesinde gören öğrencilerin öteki mücadelelerin haklı gerekçelerini ve aslında onların kazanımlarının aslında ne kadar kendi talepleriyle de alakalı olduğunu öğrenmelerini sağlıyor. 

Yazan: Efe Karagöz

Koç Üniversitesi’nde öğrenci direnişleri öğrenci kulüplerinden kentin meydanlarına ve kampüsteki forumlara nasıl ilerliyor?

Koç Üniversitesi ve öğrenci direnişi kulağa her ne kadar uyumsuz gelse de Koç Üniversitesi’nde uzun zamandır kulüplerle beraber süregelen, son beş senedir ise okulun öğrencilere barınma ve burs konusunda yaşattığı haksızlıklarla ivmelenen, son olarak da Saraçhane Eylemleri ile birlikte en üst noktasına ulaşan bir öğrenci direnişi mevcut. 

Ancak Koç Üniversitesinin aşırı yüksek ücretlerle öğrenci kaydeden özel okullardan biri olduğunu da düşündüğümüzde bu direnişin karakterinin bölgedeki diğer üniversite direnişlerinden belli farklar taşıması da tabi ki bir sürpriz değil.

Dört kulüp ve Kesişimsel Mücadele

Koç Üniversitesinde direnişin tarihine odaklanmak gerekirse kulüplere bakılması gerekir ve orada da dört adet kulüp görülecektir: KUIR, Kadın Dayanışma, Kürt Dili ve Veganizm. Bu kulüplerin özellikle Koç gibi sermaye destekli bir okulda ezilen toplulukların görünürlüğünü dahi sağlıyor olması hayli önemliyken bu kimliklerin bileşenlerine üniversite kaynaklı veya dışarıdan sorunlara karşı her zaman kalkan olmuşturlarve sürdürmeye de devam ediyorlar. Dahası da bu dört kulüp birbirleriyle standart düzeyde olan kulüp iletişiminin üstünde bir iletişime sahip olup hep birlikte Kesişimsel Mücadeleyi oluşturuyor.

Kesişimsel Mücadele dört ilerici kulübün bir ortak düşman karşısında yaptığı basit bir iş birliği denilip geçilemeyecek kadar derin bir olgu. Üyeleri arasında ezilen sınıfların hâkim güçlere karşı mücadelesiyle gelişen bir yoldaşlık bağı olduğu söylenebilir. Kesişimsel Mücadelenin varlığı aynı zamanda kendini sadece “kimliğinin” mücadelesinde gören öğrencilerin öteki mücadelelerin haklı gerekçelerini ve aslında onların kazanımlarının aslında ne kadar kendi talepleriyle de alakalı olduğunu öğrenmelerini sağlıyor. 

Odeon Hareketi

Kulüpler her ne kadar kendilerini tanımladıkları mücadelenin içinde ve Kesişimsel Mücadeleyle de birlikte hareket etse de kitleselleşme ve kendisini o kimlikte görmeyen öğrencileri mücadelenin içine katmakta bazı sorunlar yaşıyorlar. Bu noktada 2022 yılında öğrencilerin okula karşı adaletli burs ve yurt talepleriyle başlayan ve yurtlardaki cinsiyetçi politikalara son verilmesi talepleriyle de devam eden Odeon Hareketi okuldaki ilk kitlesel öğrenci direnişi olması bakımından oldukça önem taşıyor. Ancak Odeon Hareketi’nin başlangıç noktası itibariyle herhangi bir politik nitelik taşıdığını söylemek oldukça güç. Tabi ki de öğrencilerin çoğunluğunun “tuzu kuru” dolayısıyla “apolitik” olduğu bir okulda öğrencilerin taleplerini okula politik bir dille ulaştırmanın hareketin kitleselliğini etkileyeceği eleştirisi verilebilir ki bu da hayli yerinde bir eleştiri olacaktır.

Okuldaki Öğrenciler

Odeon Hareketinin politikleşememesinde ve okulun tarihinden gelen eylemsizliğinde öğrencilerin sosyoekonomik yapısı hayli önem taşıyor. Burssuz öğrencilerin korkunç derecede yüksek eğitim ücretlerini ödeyebilen malvarlıklarıyla genellikle son derece normal bir burjuva refleksi sergiledikleri söylenebilir. Ancak bazı burssuz öğrencilerin de kulüplerle veya okula karşı yürütülen mücadelelerde son derece aktif oldukları görülebilir ki bu davranışı onların ezilen kimliklere dahil olmalarına veya kişisel duyarlılıklarına bağlamak gerekiyor. Burslu Öğrenciler noktasındaysa Türkiye’nin eğitim sistemi ile beyni yıkanmış ve yanlış sınav sisteminin ürünü olan bir kesimin var olduğu tespiti yapılabilir. Bunların dışında kalan dünyanın farkında, bilinçli öğrenciler ise Türkiye’nin sunduğu korku ve şiddet atmosferi itibariyleherhangi bir yerde görünmekten korkan ve Koç’u kazanarak elde ettiği “şans”ı bırakmak istemeyen bir görüntü sergiliyorlar. Bunların dışında kalıp düzeni değiştirmek isteyense sadece çok az bir kısım burslu öğrenci kalıyor. Sonuç olarak bir özel okulda direnişin temel gücü olmasını bekleyeceğimiz burslu öğrencilerin katılımı o kadar da yüksek olamıyor.

Saraçhane

Ülke tarihinin en yüksek katılımlı eylem/mitinginin Koçu etkilememiş olmasından kesinlikle söz edilemez. Koç öğrencileri arasında hep süregelen Tayyip karşıtlığı tarih 19 Mart’ı gösterdiğinde son noktasına ulaşmış olmalı ki okul tarihinde görülmemiş bir kitlesellikle yüzlerce öğrenci Saraçhaneye, Maçka’ya akın edip hakkını aramış, ülkedeki antidemokratik rejime karşı başkaldırmıştır. Dahası da ufak bir grup öğrenci dışında Saraçhane eylemlerinin faşistleşen doğasına uyan öğrenci de bulunmamıştır. Bu direnişle beraber ülkede bir değişimin gerçekleşebildiğinden henüz ne yazık ki bahsedilemez ama Koç tarihinde görülmemiş değişimler yaşandı.

İnisiyatifler, Forumlar ve Komite

Saraçhane direnişinin başlangıcından itibaren okulda CHP çizgisinin solunda ülkede değişim dahası da devrim isteyen bir öğrenci grubunun varlığı hem ortaya çıktı hem de birbirlerinin varlığını fark etmiş oldular. Bu süreçle beraber de öğrenciler arasından da çeşitli inisiyatifler alanlar çıkmaya başladı. Bu inisiyatifler içinde Direniş Kafe çok önemli bir yer taşımakta. Tüketim boykotlarında üniversite bileşenlerinin bedava yemek ihtiyacı ile doğan bu inisiyatif hem üretim hem de dağıtım kısmıyla Koç gibi Türkiye’nin en korkunç iki sermayesinden birinin üniversitesinde dahi kolektivist bir düzen kurulabileceğini göstermiş oldu. Bütün bu inisiyatifler doğal olarak bir iletişim ihtiyacını doğurdu. Böylelikle de 68’in FKF’sini aratmazcasına bir forumlar furyası başlamış oldu ancak forumlar doğal olarak bir öğrenci bürokrasisinin oluşmasına yol açtı ve Saraçhane olaylarıyla başlayıp 1 Mayıs’a kadar devam eden süreçte forumların eylemlere katılımı engellemeye başladığı tespitiyle Komite kurma kararı forumda öğrenciler tarafından alındı. Sonrasında da faşist 12 Eylül’ün emaneti YÖK’ün üniversitelerden demokrasiyi kaldırmaya çabalamasına karşın Koç öğrencileri demokratik seçimlerle kendi Öğrenci Komitelerini seçtiler.

Direniş ve geleceği

Şu an Saraçhane döneminin kitleselliği ve heyecanı hem Türkiye’de hem koç üniversitesinde geçmiş olsa da Koç’un bütün bileşenleriyle bir direniş refleksi gösterebildiği artık ortaya çıkmış oldu. Bundan sonraki dönemde ise Koç öğrencilerinin kalıcı bir devrimci kimlik geliştirip geliştiremeyeceğini ancak zaman gösterebilir.

Unises
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Görüşünü Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos