Bursa Teknik Üniversitesi’nde vegan öğrencilerin vegan yemek talebinden başlayarak, 19 Mart protestolarıyla şekillenen BTÜ Öğrenci Dayanışma Ağı’nın örgütlenmesine, dijital gökkuşağı bayrağıyla yükselen LGBTİ+ görünürlüğüne ve öğrencilerin artan seslerine bir bakış.
Yazan: Efe Demir
Bursa Teknik Üniversitesi’nde (BTÜ) öğrenciler, vegan beslenme hakkından başlayarak kadın ve LGBTİ+ görünürlüğünün artırılması, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ifade özgürlüğü gibi temel haklar için kapsamlı bir mücadele yürütüyor. BTÜ Öğrenci Dayanışma Ağı’nın öncülüğünde örgütlenen bu hareket, kampüs yaşamını durağanlıktan çıkarıp daha dinamik ve kapsayıcı hale getirdi. Dayanışma Ağı, feminizm atölyeleri, kermesler ve sembolik eylemlerle öğrencilerin haklarını görünür kılarken, barışçıl gösteri hakkını kullanan öğrencilerin tutuklanması gibi baskılara karşı da kolektif dayanışma örnekleri sundu.
Etik beslenme hakkı ve vegan yemek talebi
2023-2024 Eğitim Öğretim yılında, Bursa Teknik Üniversitesi kampüsünden vegan öğrenciler etik yemeğin bir insan hakkı olduğunu ve yemek menüsüne ayrıca vegan yemeğin eklenmesini talep etmeye başladı. Beslenme hakkının temel bir özgürlük olduğu vurgusuyla başlayan bu talep, okul yönetiminden beklenen yanıtı bulmadı.
Vegan öğrenciler, resmi menüde vegan seçenek bulunmamasını kampüsün gündemi haline getirerek, dayanışmayı büyütmek amacıyla kampüs içinde her öğle arası vegan piknikler örgütlemeye başladı. Vegan piknikler, hem hak taleplerinin görünürlüğünü artırdı hem de kampüs içinde dayanışma kültürünü inşa etmeye başladı. Vegan öğrencilerin pikniği, ahlaki ve politik bir duruşun ifadesi olarak kampüs yaşamına yansıdı.
Süreç içinde kampüsten veganların artan sesleri, talepleri ve görünürlükleri, beklenen yanıtı alabildi. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı, yemek hizmetlerinin dış kaynaklı şirketler tarafından sözleşme kapsamında sağlandığını belirterek, bir sonraki akademik yılda menüye vegan seçeneğin ekleneceğini duyurdu. Bu bilgi, vegan yemek talebinde bulunan öğrencilere e-posta yoluyla iletildi.
2024-2025 Eğitim Öğretim Yılında ise, Beslenme ve Diyetetik Uzmanı tarafından yapılan açıklamada, menüye vejetaryen yemeklerin eklendiği duyuruldu. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı ayrıca, gluten hassasiyeti olan öğrencilerin, doktor raporu ile başvuru yapması halinde gluten içermeyen yemeklerin abonman usulü ile glutensiz yemeğin yemekhanede yer alacağını duyurdu.
Yemekhane menüsündeki yemeklerin çeşitlenmesi, vegan yemek talebinin karşılanmadığı gerçeğini değiştirmedi. Vegan öğrenciler piknik organizasyonlarına ara verdi ancak vegan yemek taleplerinden vazgeçmedi. Bu süreç, kampüs içerisinde beslenme hakkı ve çeşitliliğinin bir insan hakkı olarak kabul edilmesi gerektiğine dair tartışmaları ve farkındalığı artırdı.
Yeni yollar yeni süreçler: BTÜ Dayanışma Ağı
19 Mart protestolarının ardından, Bursa Teknik Üniversitesi’nde bir grup öğrencinin öncülüğünde BTÜ Öğrenci Dayanışma Ağı kuruldu. Bu ağ, kampüs içerisindeki hak taleplerini örgütleyerek ve düzenlediği etkinliklerle yeni bir mücadele döneminin kapılarını araladı. Özellikle kadın ve LGBTİ+ öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği ağ, feminizm atölyeleri organize ederek kampüste toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının yaygınlaşmasına öncülük etti.
Atölyelerde, üniversitede hâlâ bir Cinsel Tacize ve Cinsel Saldırıya Karşı Destek Birimi (CTS) bulunmaması eleştirildi. Öğrenciler bu eksikliğe dikkat çekerken, CTS biriminin nasıl kurulabileceği ve kampüs ortamında eşitlik ile kapsayıcılığın nasıl sağlanabileceği üzerine yapıcı tartışmalar yürüttü. BTÜ Dayanışma Ağı, feminizm ve LGBTİ+ haklarını merkeze alarak, kadın ve LGBTİ+ öğrenciler için güvenli, özgür ve kapsayıcı bir kampüs yaratma hedefiyle çalışmalarına başladı.
Dayanışma ağı aynı zamanda kampüs içinde kermesler düzenledi, laik, bilimsel ve demokratik eğitim talepleriyle ses yükseltti. Artan kantin fiyatlarını kamuoyuna taşıdı ve ülke genelindeki boykot süreçlerine kampüsten destek sundu. Yükselen öğrenci sesleri ve hak arayışları, kısa sürede kampüs içerisindeki öğrenci hareketinin büyümesine katkı sundu.
29 Haziran’da, Yıldırım Kampüsü A Blok binasına dijital ortamda gökkuşağı bayrağı yansıtıldı. Bu sembolik eylemle BTÜ Dayanışma Ağı şu mesajı paylaştı:
“LGBTİ+ haklarının insan hakları olduğunu bir kez daha hatırlatıyor; kimseyi geride bırakmadan, herkesin eşit olduğu özgür üniversiteler için dayanışmayı büyütüyoruz.”
Dijital bayrak eylemi, kampüste LGBTİ+ görünürlüğünü artırdı ve eşitlik talebinin somut bir göstergesi olarak geniş yankı uyandırdı.
Örgütlü ve kolektif biçimde ilerleyen BTÜ Dayanışma Ağı, üniversitenin durağan yapısını dönüştürerek, öğrencilerin söz ve karar sahibi olduğu dinamik bir alan yarattı. Bu sayede öğrenciler yalnızca izleyen değil, temsil edilen ve özneleşen bireyler haline geldi.
Sıra arkadaşımızı serbest bırakın: Abdurrahman Şanda’nın tutuklanması kampüste tepkiyle karşılandı
Fikir ve ifade özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkı ile barışçıl gösteri yapma hakkını savunan ve kullanan BTÜ Öğrenci Dayanışma Ağı üyesi Abdurrahman Şanda, 100. gününde Saraçhane’de gerçekleştirilen eyleme katılmasının ardından, kayıtlı olmadığı adreste sabah saatlerinde gözaltına alındı. Gözaltı süresi uzatılan Şanda, sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı.
Bu gelişme, Bursa Teknik Üniversitesi kampüsünde hak mücadelesi yürüten öğrenciler açısından bir dönüm noktası oldu. Öğrenciler, Şanda’nın anayasal haklarını kullandığı gerekçesiyle tutuklanmasına tepki gösterdi.
BTÜ Öğrenci Dayanışma Ağı, tutuklanan arkadaşları için kampüs içerisinde sembolik bir sıra eylemi gerçekleştirdi. Üzerinde “Bu sıra, anayasal haklarını kullandığı için tutuklanan sıra arkadaşımız Abdurrahman için ayrılmıştır” yazılı bir afişin yer aldığı boş okul sırası, kampüs içinde sergilendi. Bu sembolik eylem, hem dayanışmanın bir ifadesi hem de baskılara karşı direnişin bir simgesi haline geldi.
Sıra eylemi, kampüs içindeki dayanışma ruhunu pekiştirirken, öğrenci hareketinin toplumsal adalet ve ifade özgürlüğü talepleri etrafında daha da görünür olmasına katkı sundu.
Bir kampüs, bir direniş: Dayanışmanın dönüştürücü gücü
Bursa Teknik Üniversitesi’nde vegan beslenme hakkı talebinden doğan kıvılcım; kadın ve LGBTİ+ öğrencilerin görünürlük mücadelesiyle, 19 Mart sonrası kurulan BTÜ Öğrenci Dayanışma Ağı’nın örgütlü yapısıyla ve baskılara karşı kararlılıkla sürdürülen direnişle büyüyerek genişledi. Bu süreç, kampüs içinde temel hak ve özgürlüklerin savunulduğu, eşitliğin ve kapsayıcılığın yeşerdiği canlı bir alan yarattı.
Öğrencilerin birlikte ürettiği bu mücadele, yalnızca yemek menüsüne bir seçenek ekletmekten ibaret değil; daha demokratik, daha özgür ve daha eşit bir üniversite yaşamı için verilen çok katmanlı bir hak savunusudur.
Fikir ifade özgürlüğü, barışçıl gösteri hakkı ve temsil edilme talebiyle yükselen öğrenci sesi, yalnızca kampüs koridorlarında değil, bu ülkenin gençliğinin hakikatle kurduğu bağda da yankı buldu. Tutuklanan bir sıra arkadaşlarının ardından kampüste düzenlenen sembolik sıra eylemi, dayanışmanın yalnızca bir kelime değil, somut bir direniş biçimi olduğunu hatırlattı.
BTÜ Öğrenci Dayanışma Ağı’nın ortaya koyduğu bu kolektif irade, bugünün baskılarına karşı ortak bir ses; yarının üniversitelerine bırakılan güçlü bir hafıza oldu. Kampüs artık sadece derslerin değil, hakların da konuşulduğu bir alan. Ve bu alan, öğrencilerin sesiyle her geçen gün daha da büyüyor.
















Görüşünü Paylaş
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.